- seh
- duyu, sezgi.
|
- seh kirin
- 1.sezmek. 2.fark etmek, duymak. 3.muayene etmek.
|
- sehan
- sahan.
|
- sehandin
- muayene etmek.
|
- sehend
- dik kafalı.
|
- sehkirin
- duyum, sezme, fark etme
|
- sehm
- korkunç, müthiş.
|
- sehol
- buz, don.
|
- seholbendan
- oğlak burcu.
|
- sehra
- sahra.
|
- sehêtî
- kontrol.
|
- sehî
- 1.sahi. 2.anlayış, idrak.
|
- sehî kirin
- farkına varmak, anlamak, idrak etmek.
|
- sehîtî kirin
- yoklamak.
|
- sêhr
- 1.sihir. 2.seyir, bakma.
|
- sêhrbaz
- sihirbaz.
|
- Şehrîwar
- Başak burcu.
|
- şeh
- 1.tarak. 2.ibibik.
|
- şehitandin
- yanıltmak.
|
- şehitîn
- 1.gaf, yanılgı. 2.birbirine dolanmak.
|
- şehmar
- kırkayak.
|
- şehriyar
- belediye başkanı.
|
- şehriyarî
- belediye.
|
- şehriye
- şehriye.
|
- şehte
- kırağı.
|
- şehîd
- şehit.
|
- şehîn
- terazi.
|
- şehînşah
- imparator.
|