- sik
- menfur.
Encama ferhengê
şik
44 peyiv hat peydakirin
Kurdî - Tirkî
- şik
- ikircik, kuşku, şüphe.
- sîkard
- satır, kısa saplı balta.
- şikarte
- çifti olmayan birine veya rençbere ekilen ekin.
- şikber
- şüpheci.
- şikberî
- şüphecilik.
- şik birin
- şüphelenmek.
- şikdar
- şüpheci.
- şikdarî
- şüphecilik.
- şîke
- şike.
- şikef
- tekne.
- şikeft
- mağara, in.
- şikelik
- toprak kaplar.
- sîkene
- mekanik tertibat.
- sikil
- köz.
- şikîn
- 1.yakışmak, uymak. 2.kırılmak.
- sikir
- su bendi.
- şikû
- majeste.
- sikûm
- yüz, çehre, haysiyet.
Tirkî - Kurdî
- sik
- kîr, xir.
- şikayet
- gilî.
- şikayetçi
- gilîkir, gilîvan.
- şikayet edilen
- gilîkirî.
- şikayet etmek
- gilî kirin.
- sikişmek
- hevnihandin.
- sikke
- polik.
- sikmek
- nihandin.
- sık
- himbiz.
- şık
- deq, fêris.
- sıkı
- teng, pihêt, kîp. ör:sıkı kapatmak kîp kirin.
- sıkılgan
- şermok, şermezar.
- sıkılmak
- 1.şidîn. 2.tengbûn. 3.şerm kirin. 4. bêhntengbûn.
- sıkıntı
- 1.tengasî. 2.diltengî.
- sıkıntılı
- tengezar.
- şıkırdamak
- reqîn.
- şıkırtı
- şeqîn.
- sıkışık
- teng, sixlet.
- sıkıştırmak
- 1.çewisandin. 2.şidandin.
- sıkıyönetim
- kargeriya pihêtkirî.
- sıklaşmak
- sixlet bûn.
- sıklık
- sixletî.
- şıklık
- fêrisî.
- sıkmak
- 1.guvaştin. 2.acizkirin, şidandin. 3.çewsandin.
- sıkma makinası
- guvaştek.