- bes
- 1.kâfi, yeter, yeterli. 2.sadece.
Encama ferhengê
bêş
63 peyiv hat peydakirin
Kurdî - Tirkî
- beş
- 1.bölüm, fasıl, kısım, sektör, taksit. 2.küçük akıtma.
- bêş
- salma, vergi.
- beşavend
- kafiye.
- bêsazîûman
- düzensiz, organizasyonsuz.
- beşbir
- veraset.
- bêşdanîn
- vergilendirmek.
- beşdar
- katılan, katılımcı.
- bêşdar
- vergi memuru.
- beşdar bûn
- katılmak, ortak olmak, iştirak etmek.
- beşdarî
- katılım.
- bêşderî
- gümrük vergisi.
- besdîtin
- yetinmek.
- bêşe
- zanaat, meslek, kariyer.
- bêşegeh
- fabrika.
- bêşekar
- meslek sahibi, kariyer sahibi, esnaf, zanaatkar.
- bêşemate
- gürültüsüz.
- bêsemt
- 1.uygunsuz, kabahat. 2.ihtiyatsız.
- bêsemtî
- uygunsuzluk.
- bêserî
- uçsuz, başsız, başıbozuk.
- bêşerm
- arsız, utanmaz.
- bêserû bin
- uçsuz bucaksız.
- bêşesaz
- fabrikatör.
- bêşesazî
- endüstri, sanayi.
- beşik
- alın çıkıntısı.
- bêşik
- şüphesiz.
- bêsikûm
- yüzsüz, haysiyetsiz.
- bêşimşat
- biçimsiz, tipsiz.
- bêsinc
- ahlaksız.
- beşîş
- güleç, gülümseyen, mütebessim, sempatik.
- beşîşandin
- gülümsetmek, tebessüm ettirmek.
- beşîşîn
- gülümsemek, tebessüm etmek.
- bêşiyan
- iktidarsız, kudretsiz.
- best
- 1.dağ yamaçlarındaki küçük vadiler, akarsu kenarındaki çakıllı, kumlu yer. 2.esin, ilham.
- beşt
- kalas, kiriş.
- beste
- beste, makam.
- bestek
- paket.
- bestekar
- bestekâr.
- bestek çêkirin
- paket yapmak.
- bestek kirin
- paketlemek.
- bestenî
- dondurma.
- bestenî froş
- dondurmacı.
- besterobar
- nehir yatağı.
- bestewîn
- kır yaşamını anlatan yazı.
- bestik
- dere kolları, ufak çakıl taşları.
- bestin
- su veya yolun önünü kesmek.
- bestir
- dokuma kumaş, tekstil.
Tirkî - Kurdî
- beş
- pênc
- beşer
- mirov.
- beşeriyet
- mirovahî.
- beşgen
- pênckenar.
- besi
- xwedîkirin, dermale.
- besi hayvanı
- dermale.
- beşik
- dergûş, lendik, mehdik.
- besin
- adan, xurek.
- beşinci
- pêncem.
- beşiz
- pêncber.
- beslemek
- xwedî kirin, dermale.
- besleyici
- biadan.
- beste
- beste.
- bestekar
- bestekar.
- beş yüz
- pêncsed.
- beş yüz kadar
- qasî pêncsedî.