- dar
- 1.sonektir. veren, emreden, hükmeden anlamına gelir, fermandar (buyuran gibî). 2.meyve isimlerine göre ağaçları isimlendirir. 3.idam sehpası. 4.ağaç, odun.
Encama ferhengê
dar
60 peyiv hat peydakirin
Kurdî - Tirkî
- dara gaxendê
- Noel ağacı.
- dara mêwîyan
- meyve ağacı.
- daraş
- kartal.
- daraz
- hüküm, yargı.
- daraz ajotin
- hüküm sürmek.
- daraz danîn
- hüküm kurmak.
- darazdar
- yargıç, karar mercii.
- darazkirî
- hükümlü, mahkûm.
- darazname
- ilam.
- darazxwarî
- hükümlü, mahkûm.
- darben
- bıtım ağacı.
- darbend
- inşaat iskelesi, darboğaz.
- darbenîşt
- sakız ağacı.
- darberû
- mazı ağacı.
- darbest
- sedye.
- darbir
- kunduz.
- darçîn
- tarçın.
- darcixare
- ağızlık.
- dardakirin
- asmak.
- dardarok
- pandül, sarkaç.
- darêj
- döküm.
- darêjk
- form.
- darêjnivîs
- kompozisyon.
- darêjxane
- dökümhane.
- darijandin
- mobilize etmek.
- darîn
- ahşap.
- daring
- hammadde.
- daristan
- orman, ormanlık.
- darizandin
- yargılamak, hüküm vermek, hükmetmek.
- darizîn
- yargılanmak, hakkında hüküm verilmek.
- darkutik
- ağaçkakan.
- darmazî
- mazı ağacı.
- daroxa
- vergi memuru.
- darqesp
- palmiye.
- darsêv
- elma ağacı.
- darteraş
- marangoz.
- dartewên
- ağaç dallarına yetişmek için kullanılan uzun kanca.
Tirkî - Kurdî
- dar
- teng.
- dara
- kêşe.
- dara düşmek
- ketin tengasiyê.
- darağacı
- sêpê, dara darazê.
- daralmak
- teng bûn.
- daraltmak
- teng kirin, tengandin.
- darbe
- derb, şek.
- darbe vurmak
- derb lêdan, şek lêdan.
- darbe yapmak
- derbe kirin.
- darbımesel
- gotinên pêşiyan.
- darboğaz
- derbend.
- dar gelirli
- desteng.
- dargın
- enirî, xeyîdî.
- dar görüşlü
- kurtbîn.
- darı
- garis, samîr.
- darılgan
- xeydok.
- darılmak
- xeyidîn, enirîn, sorh ketin.
- darlık
- tengayî.
- darmadağın
- tertûbelav.
- darphane
- derbxane.
- dar sokak
- alûle.
- darülaceze
- xêratxane.