- gir
- tümsek, tepe.
Encama ferhengê
gir
79 peyiv hat peydakirin
Kurdî - Tirkî
- gîr
- kabız.
- giram
- hürmet, saygı, ihtiram, iltifat.
- giramgir
- saygılı, değerli.
- giram girtin
- iltifat etmek, itibar etmek, saygı göstermek.
- giramî
- itibar, saygı.
- giramnegir
- saygısız.
- giram negirtin
- saygısızlık etmek.
- giran
- ağır.
- giran bihîstin
- ağır işitmek.
- giran bûn
- ağırlaşmak.
- giranî
- ağırlık.
- girar
- pilav.
- girav
- ada.
- girave
- yarımada.
- girdav
- su alaborası.
- girê
- 1.düğüm, bağ, bent, ilmik. 2.yumru.
- girêba
- tümör.
- girêcan
- ruhsal sıkıntı, kompleks.
- girêçik
- eklem.
- girêdan
- düğümlemek, bağlamak.
- girêdank
- ilinti.
- girêdar
- bağlayıcı.
- girêdayî
- bağımlı, bağlı.
- girêft
- girift.
- giregir
- kodaman, önemli kişi.
- girêhişk
- kör düğüm.
- girgîn
- hiddet, kırgınlık.
- girgirok
- çocuk arabası.
- girî
- ağlama
- giriftar
- karışık.
- girik
- 1.höyük, tümsek, tepe. 2.hamur yumağı.
- girîn
- ağlamak.
- giring
- önemli, mühim, ehemmiyetli.
- giringahî
- önem.
- giring girtin
- önemsemek.
- giringî
- önem.
- girmik
- yumruk.
- girnaz
- pürüz.
- girnazî
- pürüzlülük.
- girnoz
- kepekli, kaba öğütülmüş.
- giro
- uyuz, nefret.
- gîro bûn
- tehir olmak.
- gîro kirin
- tehir etmek.
- girole
- yük arabası.
- girover
- küre, toparlak, yuvarlak.
- girs
- iri, kocaman.
- girş
- direk.
- girs bûn
- irileşmek.
- girse
- kitle.
- girsehêz
- koskoca, güçlü kuvvetli.
- girsî
- irilik.
- girte
- tutanak, zabıt.
- girte girtin
- zabıt tutmak.
- girtek
- alındı, makbuz.
- girtenivîs
- zabıt katibi.
- girtî
- 1.kapalı. 2.tutuklu, mahpus, yakalanan.
- girtin
- 1.kapama. 2.yakalamak, alıkoymak.
- girtina heyvê
- ay tutulması.
- girtina hîvê
- ay tutulması
- girtina nêveroka xwe
- içermek, kapsamak.
- girtin dest
- ele almak
- girtin naveroka xwe
- içermek, kapsamak.
- girtin serxwe
- üstlenmek.
- girtinxwe
- kanıksamak.
- girtiyar
- alıcı, almaç.
- girtole
- iriyarı adam.
- girûz
- pürüz
- girûzî
- pürüzlü.
Tirkî - Kurdî
- girdap
- gerav, gerînek.
- girgin
- çalak, jîrek.
- girift
- girêft, girêftar.
- giriş
- 1.destpêk. 2.têketin.
- girişim
- pêngav.
- giriş kapısı
- dergeh.
- girişmek
- pêngav avêtin, destpê kirin.
- giriş ücreti
- mişeya têketinê.
- girmek
- têketin.
- gırtlak
- qirik, gewrî.