- par
- 1.geçen yıl. 2.hisse, pay, taksit.
Encama ferhengê
par
95 peyiv hat peydakirin
Kurdî - Tirkî
- parastî
- mahfuz.
- parastin
- 1.esirgemek, himaye etmek, korumak, muhafaza etmek, savunmak. 2.tapınma, ibadet.
- parazît
- tufeyli.
- parçe
- parça.
- parçe kirin
- parçalamak, paramparça etmek.
- parçin
- hisse alma.
- pardar
- hissedar.
- pardarî
- ortaklık, şirket.
- pardarîya hevbeş
- kollektif ortaklık.
- pardarîya hevpişk
- anonim ortaklık.
- pardem
- parttaym.
- parêz
- perhiz, diyet.
- parêzer
- avukat.
- parêzername
- yazılı savunma.
- parêzgeh
- vilayet.
- parêzger
- 1.veli, hami, koruyucu, muhafız, savunucu. 2.Vali.
- parêzgerî
- himaye.
- parêz girtin
- perhiz tutmak.
- parêzkar
- tutucu, muhafazakar, sofu.
- parêzkarî
- tutuculuk, muhafazakarlık.
- parî
- lokma.
- Parîs
- Paris (Fransa’nın başkenti).
- parjimar
- kesir.
- parjinandin
- bir cümleyi, gramatik açıdan incelemek.
- parkirin
- bölmek, taksim etmek.
- parlamento
- parlamento.
- parleşker
- kolordu.
- parmend
- pay sahibi, ortak.
- parmend bûn
- ortak olmak, katılmak, yararlanmak.
- parmendî
- ortaklık, katılım.
- parone
- bir yılını doldurmuş buzağı.
- parsek
- dilenci.
- parsêl
- parsel.
- parseng
- 1.terazinin gözlerini eşit ağırlıklı yapmak için konan taş vs. 2.konuşurken yerli yersiz tekrarlanan söz.
- parşomen
- parşömen.
- parsû
- kaburga.
- part
- yığın.
- partî
- parti.
- partîgir
- partili.
- partîzan
- partizan.
- parve
- bölü.
- parve kirin
- bölme, bölüşmek, paylaşmak.
- parxan
- kaburga.
- parxêl
- kağnı.
- parza
- 1.koruyucu. 2.aşı (canlılar için).
- parzandin
- aşılamak.
- parzîn
- ıhlamur.
- parzinandin
- süzmek.
- parzinîn
- süzülmek
- parzûn
- 1.bez, süzgeç. 2.sırt çantası.
Tirkî - Kurdî
- para
- pere, draf.
- para bozmak
- pere hûr kirin.
- para cezası
- cezayê peran.
- para cüzdanı
- qewlik.
- para etmek
- pere kirin.
- paragraf
- bend.
- para kesesi
- kîsa peran.
- paralamak
- 1.peritandin. 2.peritîn.
- paralel
- 1.hevrast. 2.hevêrka hevrast.
- paralı
- bipere.
- parantez
- kevane.
- parasal
- pereyî, drafî.
- parasız
- bêpere.
- paraşüt
- çetir.
- paraşütçü
- çetirbaz.
- paratoner
- birqgir.
- paravan
- babir.
- paraya çevirmek
- wergerandin peran.
- para yardımı
- berarî.
- parazit
- mişexur, mijok.
- parça
- perçe.
- parçalamak
- parçe kirin, dirandin.
- parçalanmak
- hatin perçe kirin, hatin dirandin.
- pardon
- bibore.
- pardösü
- libade.
- Paris
- Parîs (Fransa’nın başkenti).
- parıldamak
- biriqîn, çirisîn.
- park
- park.
- park saati
- demjmêra parkê.
- park yapmak
- park kirin.
- park yeri
- cihê parkê.
- parlak
- rewnaq.
- parlak siyah
- qer.
- parlamak
- biriqîn, teyisîn.
- parmak
- tilî (el), bêçî (ayak).
- parmak izi
- rêçtilî.
- parmaklık
- nerde, cax.
- parsa
- parse.
- parsel
- qewerok, bisam.
- parsellemek
- qewerok kirin, bisam kirin.
- parşömen
- parşomen.
- parti
- 1.partî. 2.bezm, ziyafet.
- partili
- partîgir.
- partizan
- partîzan.